|
|
ÇOCUKLARDA
UYKU SORUNLARI
Doğumdan sonraki
dönemde süt çocuğu için bedensel gereksinimler uykuyu etkilemektedir. Açlık
uyandırmakta, tokluk ise uykuya dalmayı kolaylaştırmaktadır. Bu dönemdeki
uykusuzluklarda anne tarafından bebeğin beslenmesi ya da duygusal
desteklenmesinin yetersiz, ters ya da aşırı bir biçimde karşılandığı
görülmektedir. Uyku bebek için ritmik ve temel bir gereksinimdir. Yenidoğan
döneminden başlayarak bebeklerin ya da çocukların uyku özelliklerine
bakıldığında birçok değişiklikler görülmektedir. Bunlar bireyseldir ya da
dönemlere bağlıdır. Bebekler içinde çok uyuyanlar olduğu gibi az uyuyanlar da
vardır. İlk aylarda uykusuzluk sıradan bir durumdur, ancak sonuçları nedeni
ile aile için önemlidir. Ortaya çıkan gerginlik ve sinirlilik durumu yalnız
çocuğun uykusuzluğunu artırmaz, yeni çatışmaları da ortaya çıkarır.
Uykusuzluğun önemi ve ağırlığı bebeğin yaşı, gelişim düzeyi ve kişisel
özelliklerine bağlı olarak belirlenir. Yenidoğan 19-23 saat uyur. Başlangıçta
aralıklı ve parçalara bölünmüş bir uyku biçimindedir. Yavaş yavaş gece
ağırlıklı olarak gelişir, üçüncü yıla doğru derinliğine kavuşur. Uykusuzluk
nedenlerine bakacak olursak; bedensel bir hastalık sırasında çekilen sıkıntı
ve acı uyku işlevinin bozulmasına yol açmaktadır. Ayrıca odanın sıcak-soğuk
ya da gürültülü olması gibi dış etkenler de uykuyu bozacaktır. 2-3 aylık
bebekler çığırtkandır, kolay uyarılabilir, sinirlidir. Bu özellikler ise
annede sabırsızlık, yetersizlik gibi ilişkiden kaynaklanan zorlukları
yaratabilir. İlk aylardaki bakımın niteliği, sürekliliği ve yumuşaklığı çok
önemlidir. Bebeğin hareket ve dil becerisinin gelişme düzeyi, altının
temizlenmesi, anne ile bebek ilişkisinin biçimi, ailenin yaşam şekli, iklim,
çocuğu paylaşan birden fazla kişinin olması, annenin sıkıntı ya da
huzursuzlukları gibi bir çok özellik uykuyu etkileyecektir. Uykusuzluk bazen
bebeğin, bazen de annenin kişilik özelliklerinden kaynaklanır ve çatışmaların
sonucudur. Uyku sorunu genellikle duyarlı bir bebek ile yetenekleri
bakımından yetersiz bir anne arasındaki iyi işlemeyen bir ilişkinin
işaretidir. Uyku bozukluklarının
önemli bir kısmı ikinci yılda ortaya çıkar. Bebek bu yaşta kolay uyarılır bir
durumdadır. Uykuya dalma sıklıkla zordur. Oto-erotik tutumlar, geçiş
nesnelerine bağlanma, uyuma ritüelleri (törenleri) sıktır. Yaklaşık 12 saat
süren gece uykusu ve 3-4 yaşına kadar sürecek gündüz uykuları vardır. Uyku
sakindir, sessizlik, karanlık ve uygun koşullar ister. Bebekler ve çocuklar
genellikle emme ve yemek yeme ile karnının doyması ya da anne babasıyla
geçirdiği doyurucu bir ilişki sonrasında uykuya dalmakta, bazen de ağlama,
inatlaşma gibi bir gerginlikten sonra uyumaktadırlar. Bu dönemde uykunun
niteliği bebeğin anne tarafından ele alınma biçimine bağlıdır. Eğer bedensel
ve psikolojik gereksinimleri karşılanmamışsa bebek uyanır ve doyurulmasını
bekler. Uykunun korunması annenin işlevidir, daha sonra rüyalar aracılığıyla
gelişir. Rüyalar psikolojik açıdan isteklerin gerçekleşmesine yardımcı olan
bir araç gibidir. Yaşamın ilk döneminde ise bu işlev ancak emme amaçlıdır. Çocuklarda
uykuya dalma zorlukları Çocuk rüyalardan
ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği gibi korku ile güçlü tepkiler
sergileyebilir. Rahatsız edici rüyalar çocuk 3, 6 ve 10 yaşında iken en
yoğundur. İki yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak ya da ısırılmak ile
ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvan rüyaları ile iyi ya da kötü
insanlarla karşılaşılan rüyalar başlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında
öldürme ya da yaralanma ile uçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin
olduğu rüyalar vardır. Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça ender görülür,
onun yerine çocuğun bağımlılığını yansıtan tehlikede olduğu şeklinde rüyalar
görülür. Beş yaşına doğru çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna
inandığı rüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına
gelinceye kadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından yaratıldığını
bilirler. Üç ile altıncı yaşlar arasındaki çocukların, anne babaları ile
bağlantılarını sürdürebilmek, odalarını daha gerçekçi ve daha az korkutucu
bir şekilde görebilmek için yatak odalarının kapısını ya da ışığını açmak
istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardan kaçmak için yatmağa
gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma güçlükleri genellikle rüya görmelerle
bağlantılıdır. Uyku dünyasında iken gerçek dünyadan kopmamak için güvenliği
sağlayan koruyucu yöntemlerin oluşturulduğu alışkanlıklar geliştirilir. Bebeklik ve
çocukluk dönemlerinde uyuma ve uyku ile ilgili sorunların başında yatağa
gidip uyuma konusunda direnme gelmektedir. Çocuk ağlar, yatırıldıktan sonra
kalkar, anne baba ile uzun çekişmeler yaşar. Bu direnme kimi çocukta yatma
korkusuna dönebilmektedir. Çocuk odasının ışığını açmakta, kapıyı aralık
tutma, anne baba arasında ya da koltukta uyumaktadır. Uyumadan yatağına
geçmez. Sıklıkla sıkıntılı rüyalar sonrasında ortaya çıkar. Çocukların uyku
için yatağa gitmeden önce geliştirdikleri kendilerine özel yatma törenleri
olabilmektedir. Bu törenler 3-6 yaşları arasında sıktır. Yastık, oyuncak gibi
bir eşya olmalıdır. Ayrıca bir bardak su, şeker, aynı masalın anlatılmasını
ister. Bunlar her zaman aynı şekilde olmalıdır. İlişkinin kesilecek olması
kaygısıyla ortaya çıkan sıkıntının giderilmesine yönelik belirtilerdir. Bebek ve
çocuklarda sorun yaratan ya da tedavi gerektiren uykusuzluk çok nadirdir.
İleri yaş çocuğu ve ergende gözlenir. Bu çocukların ya da gençlerin uyku
saatlerinin 21:00- 22:00 yerine saat 01:00-02:00 olacak şekilde kaydığı, bu
nedenle sabah daha geç kalktıkları görülmektedir. Nedenleri arasında gencin
kendi yaşamını kontrol etme çabası, TV seyretme, radyo dinleme ve geç
zamanlara kadar okuma gibi erken çocukluk alışkanlıklarının yani yatma
törenlerini sürdürmeleri nedeniyle ortaya çıkabilmektedir. Uyku
ile ilgili sorunlar Sıkıntılı
düşler Uyurgezerlik Hazırlayan:
Doç. Dr. Selahattin Şenol |
|